Bitkim evlenince çok değişti!

Satın aldığınız bitkiler kısa sürede ölüyor mu? Bitkileriniz bir daha asla ilk aldığınız günkü kadar sağlıklı olmuyor mu? O zaman bu yazımız tam da size göre.

Sera veya çiçekçide muhteşem, yemyeşil yapraklı, kanlı canlı bir bitki gördünüz. İlk bakışta aşk! Hemen satın alıp, satıcının verdiği birkaç bakım talimatını da dinleyip evinize getirdiniz. İlk başta herşey harikaydı. Bitkiniz yeni evinde capcanlı, tüm ihtişamıyla boy gösteriyor. Sonra bitkinize bir haller olmaya başlıyor. Önce yemyeşil yaprakları sarkmaya başlıyor, sonra o yapraklarda sararmalar başlıyor, “Aman! Neler oluyor?” derken bir bir mis kokulu çiçeklerini döküyor. Derken haftalar geçiyor ve bitkiniz gitgide daha kötü görünmeye başlıyor ve sonunda o eski halinden eser kalmayıp ölüyor. Siz de kendinize “Ay ben bakamıyorum, hep öldürüyorum bitkileri” diyerek kendinizi bitki bakamayan biri ilan ediyorsunuz. Ve bu kısa hikaye de burada bitiyor.

Hikayenin aslı şu: sera ve çiçekçiçlerde bitkiler mümkün olan en elverişli ortamlarda büyütülüp muhafaza ediliyor. Satıldıklarında ve evinize geldiklerinde kendilerini birdenbire bambaşka bir ortamda buluyorlar. Üstelik de onlar için çok zorlu olan ortamlarda. Bu da bitkileri strese sokuyor ve bir anda kendilerini bu zorlu ortamlara adapte etmek için olmadık yollara başvuruyorlar. Bu şu demek:

Sera ve çiçekçiler ışık söz konusu olunca bitkiler için mükemmel ortamlar oluştururlar. Sadece bir pencereden değil, dört bir yandan ışık alırlar ve o yemyeşil canlı yapraklarını beslemek için yeteri kadar fotosentez yapabilirler. Bir anda bitkiniz için “karanlık” sayılabilecek evinize girdiğinde eskisi kadar çok fotosentez yapamaz ve o  kadar çok yaprağı besleyebilecek enerjiyi üretememeye başlar. Bunun sonucunda da çareyi yaprak ve çiçek dökmekte arar.

Çoğu bitki bakan insanın doğru bildiği yanlışa dayanarak “Haftada bir sulanır”.  Oysaki bitkiniz şimdi daha az fotosentez yapıyordur ve bu yüzden toprağı daha uzun süre nemli kalıyordur. Gereğinden fazla sulama sonucu kökleri çürüyor ve fazla sulamaya dayalı olan hastalıklara yakalanıyordur. Çoğu bitki bakıcısı malesef fazla sulamaya ile ilgili olan problemleri nasıl çözeceklerini bilemediğinden zavallı bitkiniz çaresizce bocalamaya devam eder.

Bitkiniz onu koyduğunuz yere bağlı olarak şekil ve form değiştirmeye başlıyordur. Eskiden sık ve dolgun görünen boyu şimdi daha seyrek ve cılız görünmeye başlamıştır. Bitkiniz çaresizce ışığa doğru uzamaya çalışıyor ve daha fazla ışık alabilmek i.in estetik görünümünden ödün vermeye başlar.

Bitkiniz yeteri kadar ışık alabilse bile toprağı zamanla o kadar çok sıkışır ve havasız kalır ki kökleri boğulmaya başlar. Bunun sonucunda da bitkiniz yine panikleyip çareyi yaprak dökmekte arar.

Bütün bu yazılanları okuduktan sonra bitki bakmanın sanıldığından daha zor olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak yukarıda sözü geçen her problemin pratik çözümleri var ve yaşam alanınızı kolaylıkla bitkilerin eşsiz cazibesiyle güzelleştirebilirsiniz.

*Daha fazla bilgi almak için bitki atölyelerimize katılabilir veya danışmanlık hizmeti için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Mutlu bitkiler için olmazsa olmaz

Bitkilerle ilgileniyorsanız olmazsa olmaz listesine girecek bu bilgileri mutlaka okumalısınız. Genel bir bakışla mutlu bitkiler yetiştirmek için yapmanız gerekenler yazımızda.

Su: Bitkilerinize verdiğiniz suyun miktarı kadar kalitesi de çok önemlidir. Genel kural saksıda bulunan toprağın her tarafının eşit düzeyde nemlendirilmesidir. Bitkinizi suladıktan sonra toprağı çok ıslak kalmamalı. Bu dengeyi kurmak için en basit yöntem alt kısmında drenaj delikleri olan saksıları tercih etmeniz. Böylece sulama yaptığınızda fazla gelen su saksının altındaki deliklerden süzülüp gidecektir. Gereğinden fazla sulumu ev bitkilerinin ölme sebeplerinin başında gelir. “Haftada bir sulama” kuralını unutun. Her bitkinin su ihtiyacı farklıdır ve sulama sıklığınızı baktığınız türe göre ayarlamanız gerekir. Kullandığınız suyun ise mümkünse yağmur suyu veya içme suyu olması gerekir. Musluk suyu ile sulanan bitkilerde suyun içinde bulunan kimyasallar ve klor yüzünden yapraklarında sararma olacak, hatta çiçek açma olasılığı da düşecektir.

Işık: Doğru sulama kuralından sonra dikkat edilmesi en önemli kurallardan biri de ışıktır. Direk alınan güneş ışığı çoğu zaman bitkilerde yanmaya yol açar. Bu yüzden tül perde arkasından süzülerek alınan güneş ışığı veya direk gelmeyen güneş ışığı bitkileriniz için idealdir. Ancak bu asla bitkinizi karanlıkta tutabilirsiniz anlamına gelmemektedir. Aşırı sulamanın bitkilerinin ölümüne sebep olan faktörlerden biri de bitkinin yeteri kadar ışık alamamasına bağlıdır. Yeteri kadar ışık alamayan bitki suyu yavaş tüketir bu da 2aşırı sulumu2 sorununu doğurur. Her türün ışık gereksinimi farklıdır ve tür özelliklerine göre ayarlanması gerekir.

Hava: Bitkilerin nefes almak için temiz, taze ve “iyi” havaya ihtiyaçları vardır. “iyi” havadan kasıt doğru nem düzeyi ve sıcaklık anlamına gelir. Doğru nem düzeyini ortam nemlendiriciler ile sağlayabilirsiniz. Bitkinizin bulunduğu ortamda sigara içilmemeli ve düzenli olarak havalandırılması gerekmektedir. Aksi taktirde aynı insan ve hayvanlarda olduğu gibi bitkinizin bağışıklığı düşecek ve hastalık kapması kolaylaşacaktır.

Toprak: Elbette bitkilerin tür özelliklerine bağlı olarak farklı toprak gereksinimleri vardır ancak genel olarak drenaja uygun, besin değeri açısından zengin  ve fiziksel olarak köklerin sağlam tutunabileceği topraklara gerek duyarlar.  Saksıda bulunan topraklarda solucan ve böcek gibi canlılar bulunmadığından ev bitkilerinin çoğu havalandırılmamış ve sıkışmış toprakla yaşamak zorunda kalır. Düzenli olarak havalandırılmayan toprakta bitkilerin kökleri çoğu zaman sıkışır ve boğulur. Bu da bitkilerde yaprak sararmalarına ve kayıplara yol açabilir.  Ev bitkilerinizin toprağı düzenli olarak havalandırılmalıdır. Bunu saksılara arada bir çubuklar sokup çıkararak yapabilirsiniz.

*Daha fazla bilgi almak için bitki atölyelerimize katılabilir veya danışmanlık hizmeti için bizimle iletişime geçebilirsiniz.